top of page
  • Yazarın fotoğrafıNurani Müdafa

KADER RİSALESİ ŞERHİ - 5

Kader meselesi ile ilgili her türlü ilim ve inancın kapıları bu anahtarlarla açılır. Yoksa ilmi ve itibari ve nisbi olan ve itikada girmiş ilimlerin şerh ve izahı hayali olur. Zaten imani ve hali olan hükümler hayali ve tasavvuri meselelerle izah edilemez ve izaha kalkışmak ve anlamaya çalışmak ilme ve ilmi izaha münafidir.

İşte bu ibare, terim ve kaidelerin mana ve maksatları ile ilcaatları tesir ve tasarruf daireleri ile manalarının şümul ve maksatları ve masadaklarının temyiz ve tefrikleri, tayin ve tertipleri için her birinin seviyemize göre fikrimizdeki akisleri nispetinde manalarını anlatmaya çalışacağız.

Temel fikir olan bu hususların izahından sonra, selef-i salihinin ve ulema-yı sabıkın kendi zamanlarında kader meselesinin halline çalışıp, hakikatlerini fehme takrip maksadıyla yazılan ciltlerle kitap, münakaşa, müzakere ve müsademe ve müdahenelelerin sonuçlarında verdikleri fetva, içtihad ve ekseriyetin verdikleri hükümleri Risale-i Nur’daki ifade, izah ve ispatlayıcı ve Selef-i salihinin zamanında ihtilaflı kısımları hükme bağlayan mevzuları hükümleriyle birlikte memzucen ve mümtezic bir tarzda şerh ve izaha çalışacağız.

Zira ilmi ve vicdani ve hali olan kader meselesi ulema beyninde ilmi müsademat ve müzakerat ve münazarat ve müdahelatın verdikleri ilmi çalkantıların sonuçları ekseriyetle müspet fikirlerle, müspet fetvalarla olsa bile bazı içtihad ayrılıkları ile kısmi çalkantılara sebebiyet vermiştir.

Bir kısmı da aksü'l-amel ile menfi tesirler yaparak ihtilaflara yol açıp, tefrikalar, tezadlarla dolu bir kısım muhalif cemaatler teşkiline sebebiyet vermişlerdir.

Bir kısmı da ihtilafta daha da ileri giderek taassubane ve isnadla aludane mesnedsiz ve ehl-i sünnete aykırı fetvalarla bazı bid’a fırkaları teşkiline sebebiyet vermişlerdir.

Bir kısım ehl-i bida daha da ileri gidip, mesnedsiz fikirlerdeki yanlışlıkları mutaassıbane savunup, iltizamla tamime çalışarak, ne yazık ki dalalet fırkalarının teşkiline sebeb olmuşlardır.

كُلُّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ وَكُلُّ ضَلاَلَةٍ فِى النَّارِ

Kaidesince bu hususta fazla derinliklere gitmeyi makam kaldırmadığından bu kadarlıkla iktifa edilmiştir. (İnhisar-ı fikir hubb-u nefisten gelir. Niza da ondan çıkıyor. )

“Alim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı” kaidesine binaen hazm olunmayan ilim telkin edilmemeli. Alim ancak hazmettiği ilmi telkin etmelidir. Ve bu ilmi de kendisi hazmetmiş olmalıdır. Küçük çocuğa hazmedilmiş olarak verilen musaffa süt gibi gıdalar hazmı kolaylaştırır.

İlmin alınmasında da avam tabakası körpe yavru gibidir. Hazm olunmayan ilim tabaka-i avama verilmeye çalışılırsa, ihtilaflara, ihtilallere sebebiyet vereceğine geçmiş hadiseler şahittir. Ve alem-i İslam ortasındaki ihtilaf da bunu göstermektedir.

İmanın bir rüknü olan kader meselesinin ilmi cihetine tam inemeyenlerden bir kısmı bu derinliğe kendi fikri merdiveninin kameti kadar inebilmiş ve kaldığı yerde müterakim kısmını Allah’a havale ederek, etbalarını tevekküle sevk etmiş ve kendilerini de mesuliyetten kurtarmışlardır.


Selam ve dua ile.

Nurani Müdafa

Şerh Eden: Nazım Akkurt

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page