top of page
  • Yazarın fotoğrafıNurani Müdafa

Latin harfleri ile basılmış olan Risale-i Nur Neşriyatlarında neden bazı kısımlar yok?

Güncelleme tarihi: 6 Mar 2022

Soru Detayı


Latin harfleri ile basılmış olan Risale-i Nur Neşriyatlarında neden 18. Lem'a'nın tamamı ve 28. Lem'a'nın bir kısmı yok? Konuyla ilgili bilgi verebilir misiniz?


Cevap


İlk olarak; Üstâd Bediüzzaman Hazretleri hayatta iken Risale-i Nur Külliyatı Latin harfleri ile bizzat müellifinin emri, izni ve rızasıyla basılmıştır. Buna delilimiz 1956 senesinden başlayarak 1960 yılına kadar basılan Latin harfli Risale-i Nur Külliyatı'dır.


İkinci olarak; Latin harfleri ile basılan Külliyat içindeki tanzim, tamamıyla Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’ne aittir. Nerede hangi mevzu olacağı, hangi yerlerin sadece Hatt-ı Kur'ân olan Osmanlıca eserlerde kalması gerektiğine dair düzenleme Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin tensibiyledir. Konuyla ilgili "Risale-i Nur'un Neşir Tarihçesi" eserinde şöyle geçmektedir;

"LEM’ALAR: 8 ,9 ve 18’nci Lem’alar ve 26’ncı Lem’a'nın zeyli ve 27’nci Lem’a, Lem’alarda yoktur ve 28’nci Lem’anın da bir kısmı vardır. 29 ’ncu Arabî Lem’a'dan yalnız Allahu Ekber bahsi vardır. Bu da Hz. Üstâdımızın tensibiyledir. Ve aynı şekilde tab' ve neşredilmiştir. Hatta 3’ncü Şua olan Münacat Risalesi'nin Lem’alar mecmuasının sonuna ilhakı, yine Hz. Üstadımızın tensibiyledir." (Risale-i Nur’un Neşir Tarihçesi, s. 129)


Bu ifadeler Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin naşir talebelerinin ortak kanaatleridir.


Üçüncü olarak; Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin neşir noktasında vazifelendirdiği ve Emirdağ Lâhikası 1 eserinde de "Tillolu Said" diye belirttiği M. Said Özdemir Ağabey ki, Risale-i Nur eserlerini Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin emri ile Latin harfleri ile Risale-i Nurları neşreden naşirlerindendir. Kendisi şöyle anlatıyor;

«Üstâdla birçok defa görüştük. Görüşmelerimizde hep neşriyatın ehemmiyetini ve nasıl yapılması lâzım geldiğini anlatıyordu

Bir defasında Mektubat'ı basıyorduk. "Mu'cizat-ı Ahmediye'yi ayrı basalım" dedim. Üstâd ise, "Bu diğerleriyle bir kuvvet teşkil eder, ayrı basmayın" dedi. Rumuzat-ı Semaniye de, Vahhabiler hakkındaki kısmı da basmamamızı söylemişti. Biz de basmamıştık.

Sonra Lem'alar, İşârâtü'l-İ'caz ve Tarihçe-i Hayat'ı basmamız için verdi. Tarihçe-i Hayat'ın basılmasından dolayı bizi mahkemeye verdiler. En son, Üstâd'ın, "Said meşveretle neşredebilir" dediği Sikke-i Tasdik-i Gaybî'yi bastık. O zaman Üstâd Ankara'ya geldi. Beyrut Palas'ta kaldı. Orada, Sikke-i Tasdik-i Gaybî için "Bunu hasların haslarına verin" buyurdu. Yani herkese vermememizi söylüyordu. Sikke-i Tasdik-i Gaybî'nin basılması üzerine bizi içeri aldılar. 33 gün içeride kaldık.» (Said Özdemir Ağabey, Son Şahitler, c. 4, s. 122-123)


Burada geçtiği üzere Üstâd Bediüzzaman Hazretleri, Mektubat eserindeki "Vahhabiler Bahsi"ni Latin harfli Külliyata koydurmamıştır. Aynen bunun gibi 18. Lem'a eserinin tamamını ve 28. Lem’a eserinin de bazı kısımlarını Latin harfli Lem’alar eserine koydurmamıştır. Bunun delili de hayatta iken basılan "Lem’alar" eseridir. Bu gibi tasarruflar bizzat müellifine aittir.


Dördüncü olarak; Rahmetli Mustafa Türkmenoğlu Ağabey, Risale-i Nurların ilk defa matbaalarda Latin harfleri ile basılmasında Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin vazifelendirdiği ağabeylerdendir ki, onun ifadeleri konumuza ışık tutmaktadır.

Konuyla ilgili Mustafa Türkmenoğlu Ağabey şöyle demiştir;

"Biz hâşâ bir harifine bile dokunamazdık. Tüm formalar Hazret-i Üstâd'a (r.a.) gider; abilerin biri okur, Hazret-i Üstâd el yazmadan takib eder, tashih varsa yapar veya başka hiç bir yerde olmayan bazı ilaveleri kendi mübarek hattı ile ilave eder gönderirdi." (Nakleden: Abdulkadir Atik Ağabey)


Burada da görüldüğü üzere, Latin harfleriyle basılan tüm Risale-i Nur eserleri Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin nazarından, onayından geçmiş ve ekleme - çıkarmaları da kendileri yapmıştır.


Beşinci olarak; 28. Lem'a eserinin tamamı küçük kitap halinde "Latif Nükteler" eseri olarak basılmıştır. "Latif Nükteler" eserini de Mustafa Sungur Ağabey derlemiştir. (Nakleden: Abdulkadir Nurzade Ağabey) Sözler Neşriyat'ta da bizzat kendisi neşretti. Latif Nükteler'in içinde Latin Harflerine Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin almadığı 9. Lem'a, 28. Lem'a'nın tamamı ve bazı mevzular vardır. Üstâd Bediüzzaman Hazretleri, talebelerine bu mânâda vazife vermiş. Mustafa Sungur Ağabey de, Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin Emirdağ Lâhikası 1'de geçen neşir varislerindendir.


Emirdağ Lâhikası 1'de geçen mektup şu şekildedir;

"Aziz, sıddık kardeşlerim ve vârislerim!

Ecel gizli olmasından vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrûkâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur Fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten on iki

{*Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüşdü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih.}

kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki emr-i hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrûkâtım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin." (Emirdağ Lâhikası 1, s. 135)


Bazı mevzuların zamanı geldiğince neşri ile alakalı, Üstâd Bediüzzaman Hazretleri, vazifeler vermiştir. Lâhikalar'da da bu mevzu ile alakalı var. "Re'fet kardeş! Sen de çok safalar geldin ve Risale-i Nur yazısı ile meşguliyetin beni cidden sevindirdi. Hulusi ve Sabri gibi senin de suallerinin Risale-i Nur'da ehemmiyetli neticeleri ve tatlı meyveleri var. Senin yanında bulunan ve risalelerde kaydedilmeyen ilmî parçaları münasip yerlerde veya Lâhika'da yazarsınız." (Barla Lâhikası, s. 9)


Latif Nükteler eseri noktasında Üstâdımız Bediüzzaman Hazretleri’nin "Fenafi'n-Nur" dediği, Mustafa Sungur Ağabey bu eseri derleyip, neşretmiş. Cenâb-ı Hakk da Mustafa Sungur Ağabey'i bu vazifelerde bir ömür boyu istihdam eyledi. Zaman ve zemine göre, Risale-i Nur'un esas ve düsturlarını bozmadan hizmette istikamet-i tamme olarak devam etmiştir.


Altıncı olarak; 18. Lem'a ve 28. Lem’a eserlerinin tamamının Latin harflerine Üstâd Bediüzzaman Hazretleri tarafından konulmamasını Zübeyir Gündüzalp Ağabey de ifade etmiştir. "Üstâdımızın hayatta iken Lem'alar yeni yazı ile basılırken, 18 ve 28. Lem'alar'ı Hatt-ı Kur'ân eserlerde bıraktığını ve onları yeni yazıya koydurmadığını", Zübeyir Gündüzalp Ağabey, neşriyatla ilgili konu açıldığında ifade etmişlerdir. (Nakleden: Ahmed Emin Dernekli Ağabey)


Yedinci olarak; Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin son yıllarında daimi hizmetinde bulunan talebelerinden Bayram Yüksel Ağabey'in Risale-i Nur eserlerinin Latin harfleri ile baskısında Üstâd Hazretleri’nin yanında bulunmuş ve bizzat müşahede etmiştir.

Kendisi şöyle anlatır;

«Üstadımız eserlerin sıhhatine çok dikkat ederdi. Hattâ yeni harflere çevrilirken Tahiri Ağabey'le Ceylan Ağabeyi gönderir, 'Çok dikkat edin' derdi.

Risale-i Nur Külliyatı'nın 1955'ten sonra yeni harflerle Ankara, İstanbul, Antalya ve Samsun'da basılmaya başlandığında Üstâdımız âdeta bayram ediyordu. 'Risale-i Nur bayramıdır' derdi. Sözler mecmuası ilk matbaaya verildiğinde, 'Ben bunu bekliyordum. Bu bitsin, ben âhirete gideceğim' dedi. O bitti, Mektubat başladı, 'Bunu da görsem gideceğim' dedi. Ondan sonra Lem'alar, İşarâtü'l-İ'caz, Mesnevî-i Nuriye, Asâ-yı Mûsa, Şûalar, Tarihçe-i Hayat ve en son Bediüzzaman Cevap Veriyor basıldı. Her kitap baskıya verildiğinde, 'Ya Rabbi, bunu görsem gideceğim, bu günleri bekliyordum' derdi.» (Bayram Yüksel Ağabey, Son Şahitler - 3, s. 52-53)


Risale-i Nur eserleri Latin harfleri ile basıldığında Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin 'Risale-i Nur bayramıdır' dediğinin bir diğer şahidi de naşirlerinden Ahmed Aytimur Ağabey'dir. Kendisi şöyle anlatır;

«[Risale-i Nur eserleri, Latin harfleriyle matbaada] basıldıkça Üstad Hazretleri çok sevinirdi. "Bugün bizim bayramımız" derdi.» (Ahmed Aytimur Ağabey, Ağabeyler Anlatıyor - 3, s. 59)


Sonuç olarak; Üstâd Bediüzzaman Hazretleri yukarıda verdiğim mezkûr mektupta neşir varislerini ifade ettiği gibi Emirdağ Lâhikası 2 eserinde de şunu ifade etmiştir;

"Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum." (Emirdağ Lâhikası 2, s. 232)


Burada da görüleceği üzere "Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört beş adamı mutlak vekil yapıyorum." diyerek 6 ağabeyimizi "Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler" diyerek "mutlak vekil" bırakmıştır. Bu Ağabeylerimiz de sırasıyla; Tahirî Mutlu Ağabey, Mustafa Sungur Ağabey, Ceylan Çalışkan Ağabey, Hüsnü Bayramoğlu Ağabey, Zübeyir Gündüzalp Ağabey ve Bayram Yüksel Ağabey'dir. Mektupta geçen "bir iki adam"dan kastın Zübeyir Gündüzalp Ağabey ve Bayram Yüksel Ağabey olduğunu Bayram Yüksel Ağabey'den öğreniyoruz.

«Bayram Yüksel Ağabey şöyle demişti: "Son vasiyet yazılırken, Zübeyir Ağabey ile ben Üstad'ımızın yanında olduğumuz için, bizi ismen yazmadı."» (Nakleden: Abdulkadir Nurzade Ağabey)


Buraya kadar konu tavazzuh etmiştir İnşaAllah. Risale-i Nur eserlerinin neşir tarihçesini öğrenmek isteyenler, Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin Talebelerinden Abdülkadir Badıllı Ağabey'in derlediği "Risale-i Nur'un Neşir Tarihçesi" eserine müracaat edebilirler.


Selam ve dua ile.

Nurani Müdafa Heyeti

406 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 Comment


Yozgat Nur
Yozgat Nur
Nov 01, 2023

Allah razı olsun

Like
bottom of page