top of page
  • Yazarın fotoğrafıNurani Müdafa

Lütfü Ağabeyin Mektubunda bahsettiği Üstâd Bediüzzaman'ın Üstâdı kim oluyor?

Güncelleme tarihi: 21 Nis 2022

Soru Detayı


«Şu geçen Cuma günü ruhumda bir sıkıntı devam ederek, üstadım için "Bismillahirrahmanirrahîm" sırrını istinsah ediyordum. Maalesef emraz-ı asabiyemin hadsiz istilası, o mühim risaleyi pek âni olarak akîm bıraktırdı. Tekrar yine başladım, bir parça yazdım; baktım ki yine satır geçmişim, evvelki yazdığım yere mürekkep dökülmüş. Kendimde o sıkıntı hâlâ duruyor. Tekrar olarak abdest üstüne abdest aldım; bütün seyyiatımı itiraf ederek ortaya döktüm. İstiğfar ettim. Mübarek dua olan salavat-ı şerifeye başladım. Sonra kalbime geldi ki, üstadımdan himmet isteyeyim. Üstadımın üstadına dediği gibi, ben de derim ve dedim...» (Barla, s. 170) Lütfü Ağabeyin Mektubunda "Üstadımın üstadı" diye geçiyor. Üstâd Bediüzzaman'ın Üstâdı kim oluyor?


Cevap


Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin, Gavs-ı Azam Abdülkadir Geylanî Hazretleri’nden himmet ve meded istemesi sebebiyle, "Üstâdımın Üstâdı" Abdülkadir Geylanî Hazretleri'dir. Nitekim Sikke-i Tasdik-i Gaybî eserinde şöyle geçer; "Cenâb-ı Hak o kudsî üstadımı, bir melaike-i sıyanet gibi bana muhafız kılmış." (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 154)


Barla Lâhikası'nda geçen şu iki ifade konumuzu vuzuha kavuşturmaktadır; "...üstâdımın üstâdı Hazret-i Gavs'ın Lillahi'l-hamd en küçük hâcetimi görecek kadar zahir himmeti..." (Barla Lâhikası, s. 150) ve "Hazret-i Gavs-ı A'zam, üstâdımın üstâdıdır." (Barla Lâhikası, s. 236)


Lem’alar eserinde şu şekilde bir yer geçmektedir;

"Hem birkaç misal ile ihlasın bir sırr-ı mühimmini izah eder; hem İmam-ı Ali (ra) ve Şah-ı Geylanî (ra) gibi kudsî, hârika kahramanların, Nur talebelerinin başlarında üstad ve arkalarında yardımcı olarak, her vakit hazır olduklarının vechini beyan eder." (Lem'alar, s. 399)


Burada "Nur talebelerinin başlarında üstad ve arkalarında yardımcı olarak" iki kişiden bahsedilmiştir. Birisi "İmam-ı Ali (ra)" ve bir diğeri de "Şah-ı Geylanî (ra)"


Bediüzzaman Hazretleri, "hakaik-i imaniyede hususî üstadı" olarak da "İmam-ı Ali'yi (ra)" söylemiştir. İlgili yer şu şekildedir;

"Risale-i Nur'un üstadı ve Risale-i Nur'a Celcelutiye Kasidesi'nde rumuzlu işaratıyla pek çok alâkadarlık gösteren ve benim hakaik-i imaniyede hususî üstadım İmam-ı Ali'dir (ra)." (Emirdağ Lâhikası 1, s 204)


İlim cihetiyle üstad olma noktasında Hazret-i İmam-ı Ali (ra) nazara verilmiştir.


Sikke-i Tasdik-i Gaybî eserinde geçen şu yerler de konumuz ile ilgilidir;

"...acaba Şeyh-i Geylanî'nin duasını ve himmetini, duamıza yardım için istedim mi, istemedim mi bilmiyorum." (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 161)


"Şimdi kanaatım geliyor ki, o hârikalar, Gavs-ı A'zam'ın bir silsile-i kerametini teşkil ederler. Demek onun duasıyla, himmetiyle, ona kerameten ve bize ikram nev'inden, bir nevi inayet-i İlahiyeye mazhar olmuşuz." (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 161)


Görüldüğü üzere; dua, himmet ve yardım konularında Gavs-ı A'zam Abdülkadir Geylanî (ra) Hazretleri geçmektedir.


Hanımlar Rehberi'nin sonunda geçen "Nurcuların Kasidesi"nde de konumuz ile alâkadar şu yer vardır;

"Şakirdlere müzâhirdir Abdülkadir Geylanî" (Hanımlar Rehberi, s. 167)


Müzâhir kelimesi bilindiği üzere; "Koruyan, yardımcı" (Abdullah Yeğin, Yeni Lügat, Müzâhir maddesi) anlamlarına gelmektedir.


Korumak, kollamak ve yardımcı olmak da yine himmet konusu ile ilgilidir.


Risale-i Nur Külliyatı’nın geneline bakılınca «Sonra kalbime geldi ki, üstadımdan himmet isteyeyim. Üstadımın üstadına dediği gibi, ben de derim ve dedim...» diye geçen yerdeki Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nin üstadı; Abdülkadir Geylanî Hazretleri’dir.


Konuyla alâkadar bir hatıra da şöyledir;

«Re'fet Barutçu Ağabey, Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’ne şöyle bir soru sorar: "Bazı yerde Nakşi Üstâdım İmam-ı Rabbanî, Kadirî Üstâdım Abdulkadir Geylanî" diyorsunuz. Başka bir yerde ise, "Kur'ân'dan başka Üstâdım yok" diyorsunuz? Bediüzzaman, bu suali şöyle cevaplandırır:

"O ikisi, Eski Said'i Yeni Said'e çeviren Üstâdlardır. Bugün ise Kur'ân-ı Hakîm'in huzurunda ders arkadaşlarımdır."» (Nakleden: Re'fet Barutçu, Son Şahitler, c. 1, s. 388)


Buradan da anlaşılacağı üzere Abdulkadir Geylanî Hazretleri, "Eski Said'i Yeni Said'e çeviren Üstâdlar"dandır. Yeni Said döneminde ise Bediüzzaman Hazretleri ile "Kur'ân-ı Hakîm'in huzurunda ders arkadaşları"dır.


Selam ve dua ile.

Nurani Müdafa Heyeti

161 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page