top of page
  • Yazarın fotoğrafıNurani Müdafa

MUFASSAL DÖRDÜNCÜ SÖZ - 2

(İşte ey namazsız adam ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!)

Hikaye-i temsiliyye burada bitti.

Bu temsilin bir hakikatı var, o da şudur:

O hâkim ise; Rabbimiz, Hâlıkımızdır.

O iki hizmetkâr yolcu ise; bahtiyarı ise ehl-i vicdan, ehl-i iman, ehl-i diyanettir. (biri mütedeyyin, namazını şevk ile kılar.)

Öteki bedbaht ise zaaf-ı itikâdından ve yahut nefsinin temerrüdünden sefahet ve isyana düşmüş târik-üs salâtlardır. (Diğeri gafil, namazsız insanlardır.)

O otomobil ise, şaşaa-i hayat-ı sefihanedir ki, neticesinde ekseri elemler, hastalıklar, musibetler netice verip keyif yerine paralarını ilaçlar gibi acı şeylere sarf ettirir.

O yirmi dört altun ise, yirmi dört saat her gündeki ömürdür ki insanın hakiki sermayesidir.

O has çiftlik ise, Cennet'tir.

O istasyon ise, kabirdir.

O bir günlük mesafe ise, âhirete nisbeten kısa olan ömr-ü dünyevidir.

(O seyahat ise kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre, o uzun yolu mütefâvit derecede kat ederler.)

O tayyare ve şimendifer ile olan seyahat ise, ehl-i takvânın ve ehl-i diyânetin âlem-i berzahta tayy-ı zaman nev’inden bir ayete göre bin,


مِمَّا تَعُدُّونَ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ اَلْفَ سَنَةٍ


Diğer bir ayete göre elli bin,


فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ

senelik bir mesâfeyi ve bir yolu bir günde keserler, geçerler.

Ehl-i gafleti ehl-i dalâlet ise; bin, elli bin sene o yolda çırpınırlar. Bu hakikâtin şahidleri hadsiz enbiyâlar, evliyâlar, asfiyalardır.

Evet, Kur’an-ı Mu’cizü'l-Beyan yüzer âyât-ı beyyinât ile sarihan ve işâreten namaza emir ve teşviki gösteriyor ki, namaz en lâzım ve en ehemmiyetli ve en kat’i bir vazife-i insâniyedir.

(Bir kısım ehl-i takvâ, berk gibi bin senelik yolu, bir günde keser. Bir kısmı da, hayâl gibi elli bin senelik bir mesâfeyi bir günde kat' eder. Kur'an-ı Azîmüş şan, şu hakikâte iki âyetiyle işâret eder.)

O bilet ise, namazdır. Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir.

On ihtimalden bir tek ihtimâl ile bir tehlikeli vartaya düşmemek için bir tek muhbirin sözü nazar-ı ehemmiyete alınsa ve yüzde tek ihtimâl-i zarardan çekilmek lâzım gelse, böyle had ve hesâba gelmeyen sadık muhbirlerin yüzde doksan dokuz zarar ihtimâli bulunan bir şeyde sözleri dinlenilmezse ve ehemmiyet verilmezse, ne kadar hilâf-ı maslahat ve hilâf-ı hikmettir, anlaşılır.

Acabâ yirmi üç saatini şu kısacık hayât-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayât-ı ebediyeye birtek saatini sarf etmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder.


Selam ve dua ile.

Nurani Müdafa

Müellifi: Bediüzzaman Said Nursî

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page