top of page
  • Abdulkadir Çelebioğlu

RİSALE-İ NUR’U OKUMA VE ANLAMA USÛLLERİ - 6

Sünûhât eserinde geçen şu ifadeler de bize yol gösterir;

"Meselâ: Bir adam İbn-i Hacer'e nazar ettiği vakit, Kur'ân'ı anlamak ve Kur'ân'ın ne dediğini öğrenmek maksadıyla nazar etmeli. Yoksa İbn-i Hacer'in ne dediğini anlamak maksadıyla değil." (Sünuhât Tüluât İşârat, s. 32)


Burada geçen "İbn-i Hacer" yerine "Bediüzzaman" kelimesini koyarak tekrar okuyalım;

"Meselâ: Bir adam Bediüzzaman'a nazar ettiği vakit, Kur'ân'ı anlamak ve Kur'ân'ın ne dediğini öğrenmek maksadıyla nazar etmeli. Yoksa Bediüzzaman'ın ne dediğini anlamak maksadıyla değil."


Yani, Risale-i Nur eserlerini Kur'ân-ı Kerîm'i anlamak için okumalı ve anlamaya çalışmalıyız.


Ta'lîkât ve Kızıl Îcâz kitaplarının bir arada matbû olduğu eserde geçen şu ifadeler de anlamak ile ilgili bize yol göstermektedir;

"Bilmiş ol ki; ilim bir gıdadır. Elbette onun da hazmedilmesi lâzımdır. Halbuki aceleci rahvan olan bir zihin, hakikatleri acelecilik ile basıp geçtiği için, hazmı şöyle dursun, elinde kalan bir hakikat dahi parçalanır, dağılır. Dolayısıyla elinde kalmış olan hakikat, ne neşv ü nemâ bulur ne de genişlenir... Belki de elinden çıkar, hebâen gider." (Kızıl Îcâz, Envar Neşriyat, s. 226)


Ahmed Aytimur Ağabey'in, Üstâd Bediüzzaman Hazretleri’nden naklettiği şu hatıra ne kadar da manidardır;

"Yahu tâ Ağrı'dan kalkıp İstanbul'a birkaç kuruş kazanmak için gelirler ve çalışırlar, dünya için bu kadar zahmet ve meşakkat çekerler de; Âhiret için, İman için birkaç günlük lügatlara bakıp Nurlardaki lügatların mânâlarını öğrenmezler!.." (Risale-i Nur'un Neşir Tarihçesi, s. 87)


Dünya için o kadar gayret ve çaba gösteriyoruz. Peki ya ebedî saadetimizin menbâı olan Kur'ân-ı Kerîm ve onun hakikatleri için ne kadar gayret ve çaba gösteriyoruz?


Risale-i Nur’un bir diğer hususiyeti ise her okunuşta ayrı mânâların açılmasıdır. Meselâ bununla ilgili Mesut Zeybek Ağabey şunu söylüyor;

«Hulusî Yahyagil Ağabey, İhlas Risalesi'ni çok ders yaparmış. Çok istifade ediyor kardeşler. Demişler ki; 'Bunu bir yazılı hale getirelim.' Bir kitapçık olarak yani.

Hulusî Ağabey demiş ki; "Kardeşim, ben her okuduğumda farklı anlıyorum. Hangisini yazacağız?"»


Yani buradan da anlaşılacağı üzere bir, üç, beş, on defa okununca 'Tamam artık, ben anladım ve oldum' denilip bırakılacak bir eser külliyatı değildir; Risale-i Nur Külliyatı.


Mehmed Feyzi Efendi de tekrar okumanın üzerinde çok durmuş ve şu şekilde tavsiyede bulunmuştur;

"Risale-i Nur’u tekrar tekrar okumak lâzım. Sathî değil, bütün duygular ve latîfelerle teveccüh ederek okumalı ki; her duygu, her latîfe hissesini alsın." (Nakleden: Yılmaz Yenidinç, "Üstâd Bediüzzamanʹın Allâme Talebesi Mehmed Feyzi Efendi" Kitabından Muktebes, Bediüzzaman’ın Âlim, Veli Talebesi, Ser ve Sır Kâtibi Mehmed Feyzi Efendi, s. 91)


Risale-i Nur’u okurken 'anlama ve anlamama' mevzûsu her geçtiğinde aklıma Bayram Yüksel Ağabey'in anlattığı şu vakıa gelir;

«Üstâd, Mesnevi-i Nuriye'den ders verirken bana, "Bayram, anladın mı?" diye sordu. "Anlamadım Üstâd'ım!" dedim. Üstâd'ımız da, "Zaten anlasaydın 'Ben oldum, olgunlaştım artık...' deyip çıkar giderdin." dedi.» (Ağabeyler Anlatıyor - 1, s. 97)


Mehmed Feyzi Efendi'nin Risale-i Nur’u daha iyi anlama ile ilgili bu tavsiyesi de göz ardı edilmemelidir;

“Risale-i Nur’la beraber Fıkıh, Akaid, Siyer, Tefsir ve Hadis ilimlerini bilenler, Risale-i Nur’u daha iyi anlarlar.” (Mehmed Feyzi Efendi, Bediüzzaman’ın Sır Kâtibi Mehmed Feyzi Efendi)


Çünkü Ali İhsan Tola Ağabey'in de dediği gibi;

"Risale-i Nurlarda âyet ve hadîslere dayanmayan bir tek cümle yoktur. İsteyen araştırsın." (Nakleden: Ayşegül Polat, Ağabeyler'den Öğütler-2, s. 132)


Risale-i Nur Külliyatı; Âyet-i Kerîmelerin tefsiri ve izahı, Hadîs-i Şerîflerin şerh ve te'vili, Kütüb-i İslâmiye noktasında bu asrın ihtiyaçlarında öncelikli mevzulara ağırlık veren bir İslâm kültür külliyatıdır.


Risale-i Nur eserlerini anlama ile ilgili son olarak da Ahmed Feyzi Kul Ağabey'in tavsiyesi ile mevzûmuzu noktalayalım;

Musa Yukarı Ağabey Anlatıyor;

«Ahmed Feyzi Ağabey bizim Ayrancılar'a çok gelir, Risalelerden dersler, sohbetler yapardı. Bu arada bizim bir kardeşimiz ona şöyle bir sual sordu:

"Ben Risale-i Nur’u okuyorum, fakat anlayamıyorum, ne yapmam lâzım?" dedi. Feyzi Ağabey buna "Tahsilin ne?" diye sordu. O da "İlkokul" dedi.

"Şimdi sana tahsili çok yapsan, üniversiteyi bitirsen anlarsın, desem; çok üniversite bitiren var, tahsil yapmışlar var, anlayamıyorlar. Arapça, Farsça bilsen anlarsın desem; onlardan da çok Arapça, Farsça bilenler var, onlardan da anlayamayanlar var.

Şimdi ben sana Risale-i Nurları anlaman için şunu tavsiye edeceğim:

Evvelâ tövbe istiğfar edeceksin. 'Hangi günahlarım var ki Kur'ân'ın bu asırdaki tefsirini anlayamıyorum, hangi günahkarım mâni oluyor?' diye tövbe istiğfar edeceksin. İkinci tavsiyem de, mideye giren lokmaya dikkat edeceksin, haram olmasın. Eğer vücûda giren lokma haram olursa, nasıl ki bir çeşmenin havuzuna bulanık su girerse etraftaki muslukları açınca bütün sular bulanık akar; mideye de haram girdi mi bütün vücûdun azâları bulanır, göz hakikati göremez, kulak hakikati işitemez, bütün azâlar bulanır. Demek ki: 1. Tövbe istiğfar edeceksin. 2. Vücûda haram lokma almayacaksın. İşte o zaman Risale-i Nurları anlarsın." dedi.» (Ağabeyler Anlatıyor - 1, s. 41)


İnşâAllah bizler de bu iki husûsa dikkat ederek elden geldiğinde cehd edelim ve bu Kur'ân - İman hakikatlerinden istifade edelim. Hulusî Yahyagil Ağabey'in son videosunda 'Bu çekilen video vasıtası ile dinleyecek olan Nur Talebelerine bir tavsiyeniz var mı?' diye sorulduğunda verdiği cevabı daima derhâtır edelim.

-"Risale-i Nur'u okusunlar, yazsınlar. Tavsiyemiz bu. Başkalarına versinler, istifade edenleri çoğaltsınlar."

Bizler de okuyalım, yazalım. Çevremize, arkadaşlarımıza bu eserleri verelim. İnsanların istifade etmesine vesile olalım.


Selam ve dua ile.

Nurani Müdafa

Yazar: Abdulkadir Çelebioğlu

195 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kommentare


bottom of page