top of page
  • Yazarın fotoğrafıNurani Müdafa

RİSALE-İ NUR HANGİ MEVZÛLARDA KÂFİDİR? - 3

İmam-ı Gazalî Hz. ile ilgili suâle verdiği cevap da ehemmiyetlidir;

«Diyorlar: "Said, yanında başka kitabları bulundurmuyor. Demek onları beğenmiyor. Ve İmam-ı Gazalî'yi de (ra) tam beğenmiyor ki, eserlerini yanına getirmiyor." İşte bu acib mânâsız sözlerle bir bulantı veriyorlar. Bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat, safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar.

Buna karşı deriz ki:  

"Hâşâ, yüz defa hâşâ!.. Risale-i Nur ve şakirdleri, Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazalî ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegâne üstâdımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takib ettiği mesleği ehl-i dalâletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir. 

Fakat onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehid zâtların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden; Risale-i Nur, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'dan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kudsî zâtların tezgâhlarına müracaat etmiyor. Çünkü umum onların merci'leri ve menba'ları ve üstâdları olan Kur'ân, Risale-i Nur'a tam mükemmel bir üstâd olmuştur. Ve hem vakit dar, hem bizler az olduğumuz için vakit bulamıyoruz ki, o nuranî eserlerden de istifade etsek. 

Hem Risale-i Nur şakirdlerinin yüz mislinden ziyade zâtlar, o kitablarla meşguldürler ve o vazifeyi yapıyorlar. Biz de, o vazifeyi onlara bırakmışız. Yoksa hâşâ ve kellâ! O kudsî üstâdlarımızın mübarek eserlerini ruh u canımız kadar severiz. Fakat herbirimizin birer kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecaviz var. Vaktimiz dar. En son silâh, mitralyoz gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz.» (Kastamonu Lâhikası, s. 181 - 182)


Buranın sonundaki şu ifadeler meseleyi hallediyor;

«O kudsî üstadlarımızın mübarek eserlerini ruh u canımız kadar severiz. Fakat herbirimizin birer kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecaviz var. Vaktimiz dar. En son silâh, mitralyoz gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz.» (Kastamonu Lâhikası, s. 182)


Demek ki Risale-i Nur eserleri "karşımızda" bulunan "binler mütecaviz" düşmanlara karşı istimâl edilmesi gereken "en son silâh, mitralyoz" yani makineli tüfek gibidir. Burada son teknolojik silah kastedilmiştir. Bu sebeple "mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz."


Selam ve dua ile. Nurani Müdafa Yazar: Abdulkadir Çelebioğlu

127 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page